25 Şubat 2016 Perşembe

Hayalet Nedir ? Hayaletin Bilimdeki Yeri

Hayaletler, ölü insanların ruhlarının görüntüsü olarak tanımlanabilir. Bu ruhun, genellikle yaşayan insanların dünyasına dönebildiği ve başka bir dünyada yaşadıklarına inanılır (ölümden sonra yaşam).  Hayalet inancı, ölümden sonra vücudumuzdan ayrılan ruhun yaşadığı ve varlığını sürdürdüğü inancı ile şekillenmektedir.
Bu videoda oğlunun ruhunun hayaletinin balonu getirdiği ve annesine sarıldığı iddia ediliyor.

Hayaletlerin görünüp, nesnelerin yerini değiştirdikleri, kahkaha ve çığlık sesleri ile bizleri korkuttukları ve belirli yerleri ( mezarlıklar gibi ) sık sık ziyaret ettiği inancı, çağlar boyunca ağızdan ağza yayılmıştır. Hayalet gördüğünü söyleyen milyonlarca insan vardır.  Genellikle insanlar, bilinçsiz olarak zihinlerinde gerçek olaylardan farklı anılar yaratarak depolarlar. Beyinde bulunan görsel ve hafıza bölümüne, tam bir resim oluşturmak için, gereksiz ayrıntılar depolayan insanlar bunu gerçekmiş gibi hissetmektedir. Uyku ve yarı uyku denilen, bilim adamları tarafından kabul edilen insan vücudu fizyolojisinde, beden uykuda olduğu halde, uykuda olduğunu anlayamamaktadır. Bu sürede beliren görüntüler, aslında bir rüya hali olabilmektedir. Canlı ve gerçekçi gözüken bu durumlarda, aslında vücudumuz ayakta bile olsa uyku halinde olabilmektedir. İnsanların evde otururken duydukları ve başka binalardan gelen gıcırtı, tıkırtı ve seslerin de hayalet olduğuna inandıklarını biliyoruz, fakat bununda bilimsel bir açıklaması vardır. Isı değişimleri esnasında, eşyalarda olan büzülme ve genleşme sırasında bir takım sesler gelmektedir. Bu tamamen doğal bir olaydır. Duvarlara rüzgar nedeni ile sürtünen ağaçlar ve rüzgarın etkisi ile çarpan kapılar, gibi örnekler tamamen doğal olaylardır. Bir yere girdiğinizde veya herhangi bir noktada hissettiğiniz ürperme ve korkular, bilinçaltımıza doldurduğumuz korku öğelerinin resimleşmesi ve sesleşmesinden başka bir şey değildir.
Bilinçaltımızdaki boşlukları, hayaletler ve korku öğeleri ile doldurmamak, bu konuda bilim adamlarını dinlemek bizi rahatlatacaktır. Bilim içinde, her şeyin bir açıklaması mutlaka vardır.
Hayaletölü bir kişinin duyu organlarından en az biriyle algılanabilir şekilde belirmesi. Ölü bir kişiye benzer görüntü, ses gibi algıların genellikle ölen kişiyle ilgili bir yerde ortaya çıkması söz konusu olur. Hayaletlerin varlığı tartışmalıdır, şüphecileri ikna edecek kesin bir kanıt bulunamamıştır.
Deneysel ruhçuluğu savunanlar, hayaletleri popüler kültürde anlaşılan anlamda düşünmezler. Onlar da popüler kültürde anlaşılan anlamda hayaletlerin olmadığını düşünürler. Deneysel ruhçuluktaki fantom kavramı popüler kültürdekinden tamamen farklıdır. Zaten bu yüzden Türk ruhçular hayalet terimini kullanmaz, fantom terimini kullanırlar. Deneysel neo-spiritüalizme göre, fantomlar ruhsal bir faaliyet sonucunda oluşmakla birlikte, ne ruhtur ne de ruhun perisprisidir. Fantom fenomenleri deneysel neo-spiritüalizmde esas olarak 3 grupta ele alınır:[1]
  • Fiziksel medyumluk deneylerinde oluşan ektoplazmik fantomlar: Neo-spiritüalist görüşe göre, bunlar, materyalizasyon ve demateryalizasyon tekniklerini kullanan medyumunektoplazmasını kendiperisprisiyle biçimlendirerek oluşturduğu fantomlardır. Bunların oluşumu için bedensiz bir varlık ile irtibata geçilmiş olması şart değildir. Bedensiz bir varlığın mevcudiyetinin söz konusu olduğu durumlarda da medyum, bedensiz varlıktan aldığı tesir ve imajları perispri-akışkanlar yoluyla ektoplazmasına yansıtarak fantomu yine kendisi oluşturur.
  • Perisprinin etkisi altında, süptil maddelerin yoğunlaşmasıyla oluşan, duble ve seyyal ikiz adıyla bilinen fantomlar.
  • Tekinsizyer fantomu: Cinayette olduğu gibi, bazı normal-dışı ölüm koşullarında can çekişen kişinin bıraktığı imaj yüklü vibrasyonların o mekana gelen hassas kişilerce paranormal olarak algılanması sonucunda hassas kişinin fantom algılaması.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder